Genel olarak hareketlerde yavaşlama ile birlikte ortaya çıkan Parkinson hastalığı, hasta ve yakınlarının hayatını olumsuz etkiliyor. Genç yaşlarda da görülebilen Parkinson hastalığında genetik yatkınlığın çok önemli olduğunu aktaran Anadolu Sağlık Merkezi Nörolojik Bilimler Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, 11 Nisan Dünya Parkinson Günü nedeniyle Parkinson hastalığıyla ilgili yeni bilgiler verdi.

Vücutta dopamin miktarının yüzde 60-70 oranında azaldıktan sonra Parkinson belirtilerinin ortaya çıktığını belirten Kütükçü, “Bu aşamadan sonra Parkinson belirtileri ortaya çıkıyor. Parkinsonun genel olarak 4 tane temel bulgusu var: En önemli bulgu hareketin yavaşlaması. Tüm hareketlerde yavaşlama ve hareketlerin amplitüdünün düşmesi (örneğin yürürken yavaş ve küçük adımlarla yürüme gibi) görülmektedir. İkinci bulgu ise titreme. Özellikle istirahat halinde görülen titremelere dikkat edilmeli. Üçüncü bulgu kol ve bacakta ‘katılık’ olarak tanımlanan sertliğin meydana gelmesi. Hastalar hareketleri daha zor yapar, kolunu bacağını kullanırken zorlanır. Son bulgu ise denge sorunları. Parkinson hastaları maalesef çok sık düşerler” dedi.

KOKU ALMA BOZUKLUĞU PARKİNSON BELİRTİSİ OLABİLİR

Parkinson olmadan hastalarda ‘premotor’ denen, ileride Parkinsonun gelişebileceğini düşündüren bulguların olduğuna değinen Prof. Kütükçü, “Parkinson hastalığı aslında hasta olmadan 10-15 yıl önce belirti veriyor. En önemli ön belirti ise kabızlık. REM uykusu davranış bozukluğu dediğimiz uyku bozukluğu, uykuda bağırma, korku, kol ve bacaklarda hareket de Parkinson belirtisi olabilir. Ayrıca koku alma bozukluğu da hastalığın ön belirtisi olabilir. Parkinson hastalarının geçmişine baktığımızda çoğunda bu tarz belirtiler olduğunu görüyoruz. Bu kişilerde Parkinson riski daha yüksek” şeklinde konuştu.

HASTALARA DEPRESYON TANISI DA KONABİLİYOR

Parkinsonda ana bulguların yanı sıra birçok yan bulgunun da olduğuna değinen Nöroloji Uzmanı, şunları söyledi:

“Bu hastalarda ‘Maske yüz’ dediğimiz bir durum gelişir. Hastalarda mimik hareketleri azalır, donuk bir ifade olur. Bu hastalar duygularını belli edemedikleri için çoğu kez bu hastalara depresyon tanısı da konabiliyor. Parkinson hastalarının konuşması da belli bir süre sonra etkilenir ve monoton konuşmaya başlarlar. Konuşmalarında duygular anlaşılmaz. Ses şiddeti azalır, daha kısık sesle konuşurlar.”

PARKİNSON HASTALARI BOL BOL HAREKET ETMELİ

Parkinson hastalarına mümkün olduğu kadar hareketli olmayı önerdiklerini anlatan Dr. Kütükçü, “Parkinson hastaları yürüyüşler yapmalı, günlük işlerini yapmalı ve hareket etmeli. Asla kendini eve kapatmamalı. Burada yoga veya Tai Chi gibi denge egzersizlerinin de büyük yararı var. Hareketle alakalı bir hastalık olduğu için hastalar hareket etmekten kaçınıyor ancak biz bunun tersini yapmalarını söylüyoruz. Yaşam kaliteleri hareket ettikçe yükselir. Parkinson hastalığının seyri ve tedavi aşamasında hastalar halüsinasyon görebilir. Parkinson hastalarının diğer halüsinasyon görenlerden farkı, halüsinasyon gördüğünün farkında olması. Halüsinasyonlar çok hafif başlayıp sonrasında hastayı çok rahatsız edecek noktaya kadar gidebiliyor. Ayrıca tansiyon düşüklüğü görülebiliyor. Ayağa kalkınca baş dönmeleri, düşmeler olabiliyor. Bu yüzden tansiyonları kontrol altında olmalı” önerisinde bulundu.

İLERI EVRE HASTALARDA BEYİN PİLİ TEDAVİSİ

Parkinson hastalarına ilaç tedavisi uygulandığını belirten Nörolog, “6 grup ilacımız var, onları kullanıyoruz. İleri evre hastalarda beyin pili (Derin beyin stimulasyonu) dediğimiz bir yöntem de uygulayabiliyoruz. Bu yöntemde, beyinde Parkinson ile alakalı çekirdeklere elektrot yerleştirip, dışardan bu elektrotu uyararak şikayetlerini gidermeye çalışıyoruz. Beyin piliyle bu hastaların titreme ve yavaşlık gibi şikayetleri çok azalıyor, yaşam kaliteleri yükseliyor. Ayrıca ileri evre hastalarda bağırsaktan verdiğimiz bazı ilaçlar var. Bunlar da etkili ilaçlar” dedi.

PARKİNSON SEYRİNİN DURDURULMASI İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

Parkinsonun kronik ve uzun süreli bir hastalık olduğunun ve devamlı doktor kontrolünde olunması gerektiğinin altını çizen Uzman, “Her evrede hem hastalıkla hem ilaçlarla ilgili ortaya çıkan yeni bulguları değerlendirip tedaviyi düzenlemek gerekiyor” şeklinde konuştu. Parkinson ile alakalı çalışmaların çok fazla olduğunu vurgulayan Prof. Kütükçü, “Parkinson aşısı ve eksik dopamin üreten hücrelerin beyne tekrar verilmesi gibi kök hücre çalışmaları üzerinde çalışılıyor. Kök hücrelerle beynin tekrar dopamin üretmesi amaçlanıyor. Ayrıca hastalığın seyrini durdurmakla ilgili çalışmalar sürüyor. Önümüzdeki 10-15 sene içerisinde bu konu ile alakalı çok önemli çalışmalar olacağını düşünüyorum” açıklamasında bulundu.

YAŞ VE GENETİK ENGELLENEMEYECEK RİSK FAKTÖRLERİNİN BAŞINDA GELİYOR

Parkinsonun ileri yaş ve genetik gibi engellenemeyecek risk faktörlerinin bulunduğunu ancak bunun yanı sıra kuyu suyu kullanımı gibi çevresel etkelerin de önemli olduğuna değinen Prof. Kütükçü, “Özellikle tarım ilaçları ve böcek ilaçlarına maruz kalmanın Parkinson’a neden olabileceği söyleniyor. Ayrıca demir, alüminyum, manganez gibi ağır metalleri yüksek dozda alanlarda Parkinson daha fazla görülüyor. Kafa travmasının da Parkinsona yol açabileceğine dair çalışmalar var” şeklinde konuştu.

 
 

 Sağlığınız veya refahınızla ilgili herhangi bir konuda lütfen önce uygun bir sağlık uzmanına danışın. Sitemizde yer alan makaleler tamamen bilgi amaçlı olup kesinlikle tedavi amaçlı kullanım için tavsiye edilmez, sitede yer alan bilgileri bir sağlık uzmanına danışmadan uygulamanız beklenmedik sonuçlar doğurabilir, saglik.com.tr sitesinde yer alan yorumlar, bilgilerden dolayı hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz, sitede dolaşım yapan kullanıcılar bu uyarıyı kabul etmiş sayılırlar..